21 Haziran 2008 Cumartesi

Bayrağın Altında

Oldum olası bayraklara ilgim vardır. Milli bayramlarda ya da tuttuğumuz takımın Avrupa zaferlerinden sonra balkon korkuluklarından aşağı sarkıtılan ve güneş ışınlarına yıpratması için bırakılan bayraklar değil sözünü ettiğim. Basbayağı resimde de gördüğünüz gibi koca bir tribünü kaplayan devasa bayraklardır dem vurduğum. Açıldığı tribünde altında olanlar göremez ve kavrayamaz belki de altında durdukları şeyin önemini. Karşı tribünlerden ve ekranları başında oturanlar ise söz birliği etmişçesine bayrakta yazılanları, verilen mesajı överler. "Lan oğlum biz buyuz işte" misalinden... Ancak işin aslı çok daha farklıdır. Ah o bayrakların bir dili olsa da konuşsadır. Dışarıdan bakmak, "Çekiştirmeyin ulan" haykırışları içinde kollarınızla bayrağa destek çıkmak işin basit yönüdür bir bakıma. Nice emeğin, nice zahmetin, nice üzüntünün ve nice sevinç gözyaşının; yağan yağmurun, bastıran tipinin, atılan her golün tek bir kelimede birleşmiş hâlidir belki. Sayılanların hepsine inatla tanıklık etmiştir. Tanıklık etmekle kalmamış hepsinin parçası olmayı da bilmiştir. Kendine has bir kokusu bile vardır. Öyle bir kokudur işte. Güzel olduğu söylenemez. Ancak inadına omuzlanır göğe daha fazla yaklaşması için... Yağan yağmurla ağırlaşır, tribündeki ayaklar altında kar çamuru ile birleşir. Hâlinden memnundur. Sadece kokusu değil, ruhu da vardır. O bayrağın altında yer almak bunu anlamanın en kolay yoludur.

Hiç yorum yok: