
Sezonun ilk resmi maçında izlediğimiz Galatasaray ile bugünkü arasında dağlar kadar fark var. Her geçen gün de üstüne koymaya devam ediyor takım. Çok iyi bir futbol ortaya konuluyor mu, göreceli bir karar bu. Ancak kesin olan bir şey var ki o da Rijkaard'ın takıma bir hava getirmiş olması. Adam "Oynadığınız oyundan zevk alın" diyor. Galatasaray bu sezon oynadığı 8 resmi karşılaşmada rakip filelere toplam 29 gol bırakıyor. Bundan büyük zevk olur mu?
Şimdilik her şey yolunda gidiyor. Bu şekilde devam ettiği sürece de kimseden çıt çıkmayacak gibi görünüyor. Elbette bir sonunun geleceğini biliyorum ve kafamda canlanan pembe tablo tam da bu anda kararıyor. Basın ve taraftar Galatasaray'ı giderek "yenilmez" görmeye başladı. Öyle bir resim çiziliyor ki bu Galatasaray sanki uzaydan indi. Alınacak olası bir yenilgide taraftara çok büyük iş düşüyor, uzun laf ancak bu kadar kısa anlatılabilir.
Milan Baros her ne kadar kötü bir performans ortaya koysa da attığı 2 golle sevindirdi. Yine de formda bir Nonda'yı kulübede görmek üzüyor insanı. Kulübede adam olmayınca isyan edip, olunca da mutluzluğa boğuluyorum. Evet, garip oldu bu.
Keita ve Elano'ya da değinmek gerek. Güncan Bilgiç (Yoksa Bilmiş miydi?) beyaz camda durduğu kadar uslu duramıyor gazetede? Verip veriştirmişti geçtiğimiz hafta Elano ve Keita'ya. Keita bu kadar iyiyse Lyon neden bırakmış? Elano iyiymiş fakat bir Deivid kadar yokmuş! Keita zaten ağzının payını vermişti ve vermeye devam ediyordu ki bu Elano da nereden çıktı canım. 45 dakika forma giydiği ilk lig maçında bizlere Hagi'yi hatırlatan bir vuruşla ağları sarstı. Lincoln gibi başladı, onun gibi bitirmez umarım.
Bu arada her zaman merak etmişimdir, bu Cristiano Ronaldo bu kadar iyiyse Manchester United neden sattı ki?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder