Gel Mayıslarım Geeeeel!Özledim lan seni!
Bu site tamamen Galatasaray hakkında sizlere bilgi sunma amaçlı yapılmıştır. O yüzden video ya da ses dosyası gibi şeyler arıyorsanız şimdiden siteyi terketmeniz rica edilir. Beklentileri yüksek tutmak gibi bir niyetim yok. Sadece kişisel tatmin benimkisi.
Gül Baba'yla okul aldık saraydan
Altın bir güneşsin sen okulum
Yenilmez Armada kazanmaya devam ediyor. Son derece çekişmeli geçen müsabakada, Ayhan Şahenk'te konuk ettiğimiz Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi'ni 76-70 mağlup ederek Beko Basketbol Ligi'nde 4'te 4 yaptık. Her iki takımın da zaman zaman birbirine üstünlük kurduğu maçta, Galatasaray'ımız özellikle Antonio Graves'in 25 sayı ve 3 ribaundluk performansı ile galibiyete uzandı. Dejan Milojevic de 13 sayı ve 13 ribaund ile double-double yaparak çılgın attı. Maç boyunca rakibini 19 top kaybına zorlayan sarı kırmızı formalılar özellikle ikinci yarıdaki etkili oyunuyla zafere ulaştı.
Morgan De Sanctis... Nam-ı diğer İtalyan! Öyle ya, Galatasaray taraftarı kendisini böyle çağırıyor. Hoş da oluyor. Kendisi "Galatasaray her zaman kaleciden yana şanslıdır"ın son ve canlı kanıtı. Kulübün tarihine bakarsak her büyük zaferde başrolde illa ki bir kalecinin olduğunu görürüz. Neuchatel karşısında Simoviç, Parken'de Taffarel, Anfield'da Mondragon... Sıra İtalyan'da... Benfica maçında yaptığı kurtarış efsaneydi, evet ama biz bu maçı maçtan saymıyoruz. Çok daha iyi maçlar çıkaracak inşallah! Daha UEFA Kupası'nı kaldıracak inşallah!
Nereden başlanır, nasıl anlatılır bilemiyorum. Aslında kelimeler yan yana geldiğinde Galatasaray'ın yıllar sonra Avrupa'da yüzlerimizi güldürebilmiş oluşuna mantık dahilinde bir cümle kurulabileceğine de pek inanmıyorum. Kesin olan bir şey... O da Galatasaray'ın yıllar sonra bizleri içmeden sarhoş etmiş olduğudur. Bir zamanlar Avrupa maçlarını nasıl içimiz kıpır kıpır izlemişsek, o ruhu, hazzı bizlere yeniden aşılamış olmasıdır. Dün akşam Portekiz'de dünya futbol kulüpleri sıralamasında 18'nci sırada kendisine yer edinen Benfica'yı Işığın Stadı'nda karanlığa boğduk. Son birkaç gündür dillere pelesenk olmuş "Galatasaray Benfica'ya zaten yenilecek, dolayısıyla Kadıköy'ü düşünmeli" saçmalığına kulaklar tıkandı, gözler kapandı, vazife yapıldı. Kimse bilmiyor muydu ki Galatasaray hiçbir zaman yerel düşünmemiştir? Kimse bilmiyor muydu ki bu takım Avrupa Fatihi payesine kolay erişmemiştir? Yıllardır hiç mi bir şey öğretemedik biz sizlere? Yoksa öğrenmek mi istemiyorsunuz?
Ondan sonra takip eden hiçbir Avrupa maçında yerimde oturamadım. Her Şampiyonlar Ligi maçında annem tarafından evden kovulurdum, istikametim ise teyzem olurdu. Kuzenimle ayakta izlerdik maçları. Oturmamak totemimizdi... 20002'den sonra ise Avrupa ile aramıza kara kedi girdi. 2008'e gelindiğinde Avrupa Fatihi unvanının geri alınma vakti çoktaaan gelmişti. Biz yine "Final" dedik, başkaları "Tabii tabii" dedi. Çok benzer bir senaryo...
Gaziantepspor birçok Anadolu ekibi gibi bu sezonun etkili takımlarından. Teknik direktör Nurullah Sağlam transfer sezonunda ince eleyip sık dokumuş, kulüp bütçesine uygun isimleri takıma kazandırmıştı. Bunların içinde "Pele'nin 10 numara giydiği takımdan 10 numara olarak geldim" diyen Tabata var mesela. Sezona şaşırtıcı bir performans ile başladı ve kısa zamanda kalitesini gösterdi. Ligin ilk haftasında Fenerbahçe'yi mağlup ettikleri karşılaşmada takımına galibiyeti getiren golü de kendisi kaydetmişti. Hülasa zaten büyük takımların baş belası olan Gaziantepspor bu sezon fazlasıyla şampiyonluk yarışını kızıştıracak sonuçlar alacak gibi görünüyordu. Bu bakımdan, ki ligde kendileri ile yaptığımız son 4 maçtan galibiyet çıkaramamış olduğumuz gerçeğini de hesaba katarsak, Gaziantepspor maçının çok zor geçeceğini tahmin edenler yok değildi. Çünkü Galatasaray da son derece yanarlı dönerli bir performansa imza atıyor bu sezon. Daha doğru bir tabirler futbolcular maç seçiyor. Zaten mevcut olan kapasitelerini istediklerine canlarının istedikleri maçta gün yüzü gösteriyorlar. Ligde ve kupada ardı ardına alınan başarısız sonuçlar ve Olympiakos karşılaşmasında sergilenen üst düzey futboldur bana bunları söyleten. Beklenenin aksine ben dün akşam Galatasaray'ın net bir skorla sahadan galip ayrılacağına inanıyordum, öyle de oldu. Çünkü bu takım kazanmak zorunda kaldığında ne hikmetse rakip falan tanımıyor.
Üç yıl öncesi... Galatasaray erkek basketbol takımı ligin son haftasına girildiğinde küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya... İşin playofflarda şansa bırakılmaması için deplasmanda Bandırma Banvitspor'a karşı bir son hafta galibiyetinin koparılması şart. Tüm iyi niyetine karşın, sadece alabileceği muhtemel bir galibiyet için sahaya çıkmış olan sarı-kırmızı formaların karşısında gereksiz bir sinir harbi, nefret var. Bandırma'da her rengi bulmak mümkün. Turuncu az, yanına lacivert getirilmiş sarı ise olabildiğine fazla. Abdi İpekçi'de Fenerbahçe'ye karşı mı mücadele veriyorduk yoksa Bandırma'da mıydık bilemez konumdaydık. Maç yediğimiz küfürlerle başladı, başladığı gibi de bitti. Galatasaray'ın kaybetmesi için hazırlanan ortamda istenilen olmuştu. Galatasaray'ın işi playoff'a kalmıştı. Kınalar ellerden kasıklara doğru yönelmeye başlamıştı. Fakat Galatasaray küme düşmemişti tabii. Köpek-dua-kemik üçgeni arasından sıyrılmayı bilmişti her zaman.