Suffisamment
-
Yeterli zaman varsa, her şeyi görebilirsin.
Hınzır bir gülümsemeyle değil şaşırtmayan bir kaderin cilvesiyle.
Olacağına varırlara hep vardık. Orada vard...
1 hafta önce
Bu site tamamen Galatasaray hakkında sizlere bilgi sunma amaçlı yapılmıştır. O yüzden video ya da ses dosyası gibi şeyler arıyorsanız şimdiden siteyi terketmeniz rica edilir. Beklentileri yüksek tutmak gibi bir niyetim yok. Sadece kişisel tatmin benimkisi.
Hepimiz sarı ile kırmızıya vurgun, hepimiz Galatasaray'a aşığız. Uğruna paralar harcayıp formalar alıyoruz, maçlara gidip boğazımızı patlatıyoruz ve bu durumdan bir nebze olsun şikayet etmiyoruz. Peki kaçımız Galatasaray'ın simgesinin "aslan" oluşunun nedenini biliyoruz?
Ona eşit aslında Galatasaray ile başlayıp Galatasaray ile biten her cümle, biz farkında olmasak da...
2002 yılı... Mehmet Cansun başkanlığı Özhan Canaydın'a devretmiş. Canaydın'ın vaatleri taraftarın yüzünü güldürüyor. Nasıl güldürmesin ki? Bir anda önümüzdeki 10 yılda en az 7 defa şampiyon olacağımızı, yine bu süre içerisinde 3 defa Avrupa'da final oynayacağımızı, Yeni Ali Sami Yen Projesi'ne en kısa sürede başlanacağını ve her sene 3 yabancı yıldızın takıma kazandırılacağını duymuştu taraftar.
Kısa ama uzun bir aranın ardından tekrar merhaba! Malumunuz ortalıkta yoktum 2 haftaya yakın bir süredir. Tek Yüzük'ü takmışım gibi oldu, ne iz bıraktım ne de soluk ardımda. Sıkılıyor insan bazen. Farklı şeyler arıyor. Sonra farklılıklar içinde kaybolup rutine geri dönmek istiyor. Bunu yaptım ben de bu süre içerisinde. Bu yazı boyunca yokluğumda Galatasaray etrafında dönen olaylar hakkında karalamalarım yer alıyor. Sıkı Galatasaraylılar hepsini günler önceden biliyorlar zaten. Dolayısıyla bir haber niteliği taşımayacak bu yazı. Dedim ya sadece kişisel karalamalarım. Ya da onun gibi bir şey.
Yalnızlık duvarımı paramparça etmen için ya da ne bileyim, yüreğimdeki yer yer parçalı bulutlara güneş olman umuduyla gitmiyorum peşinden. Karanlık gecede ay gibi parlayabilme, anka kuşu misali eski günlerine dönebilme ihtimalinin sırtını dayadığı umutsuzluk kütüklerinden seni azat edebilmek içindir gitmelerim peşinden. Yani, senin anlayacağın, bana bir yararın dokunsun diye değil, çorbana bir tutam tuz da ben ekebilmek için vurgunum sarına, kırmızına… Var sen bunun adını aptallık koy, benim lugatımda karşılığı aşk bu anlatının.
Ulan Galatasaray, ulan kaçınılmaz gerçeğim…
"Ne bu şiddet, bu celal" demeden giriyorum lafa. Ağır konuşacağım. Çok adi, bir o kadar da şerefsiz bir basınımız var. Olması gerektiği gibi olamayan, ya da olmayan bir basın. Siyasi ya da ekonomik yönü şu anda pek alakadar etmiyor beni. Spor medyasına ağzıma ne gelirse saydırmak istiyorum. Sözde objektifliğin bu kadarı...
O an beynimin plağına yerleştirdim Gülden Karaböcek'i. Usul usul, titrek sesiyle başladı okumaya; "Efkârım birikti sığmaz içime, bin sitem etsem de artık kadere, gülmeyi unutan yaşlı gözlere, mutluluktan bir haber ver dilek taşı"... Kırıldık kırılacak tahtadan bankın bir köşesine çekilmişim iyice. Ürpertimin haddi hesabı yok. İşte, o da oradaydı. Önceki sevdalarım gibi ırak kalmayı seçmişti bana. Aynı bankın iki ayrı köşesinde birbirlerine o denli yakın fakat yıldızlar kadar uzak iki yabancı gibiydik. Kendini çok matah bir iş yapmış gibi hisseden insanların gururu okunuyordu yüzünde. Sevdalarım beni hep yarı yolda bırakmak zorunda mıydı? Aşkımın kalesine geçtiğimde atılan şutların hepsini ıskalamak kaderim miydi? Bir dilek taşı bulsam hâlimden anlar mıydı? Denize bakan küçücük bankta onu son görüşümdü. Daima bahane edilecek bir şey bulunur başkasının kalbini paramparça edebilmek uğruna. Bu kez menüde yollar, mesafeler vardı. İştahım kaçtı o an. Bir lokma bile almadan kalkıverdim masadan. Üstü kaldı.
O gece, biz sadece bir kupa almadık...
Rekortmen Milli yüzücümüz Derya Büyükuncu geçtiğimiz günlerde Milliyet'e verdiği röportajda şu sözleri kullandı: "Sarı kırmızılı formayla Şükrü Saraçoğlu Stadına çıkmak rüyalarımı süslüyor. 55 bin kişilik tribünler benim aleyhimde tezahürat yaparken, sahada "aslan" kesilebilirim ve forvet ya da defans fark etmez, o atmosferde Fenerbahçe'ye gol atmanın keyfi hiç bir şeyle ölçülemez."
Şaşırttı bizi Galatasaray! Yoksa Türk spor basını mı demeliyiz? Transfer sezonu boyunca takımlara yüz tane futbolcu transfer ettiren ve başını Fotomaç'ın çektiği spor basını fena ters köşe oldu. Bir başka deyişle Galatasaray yönetim kurulu ustalığını konuşturdu ve dünyaca ünlü bir yıldızı kamuyoyundan sır gibi saklamayı başardı. Kaleci Itandje ile sağ gösterip, Avustralyalı yıldız Harry Kewell ile sol kroşeyi patlattı. Ne çok içi gitmiştir dün sabah gazetelerine "Biz demiştik" manşetini atamayanların.
“Üçüncü dünya ülkelerini temsil eden yegâne takım olduğu için konserlerde Galatasaray forması giydim.” (Manu CHAO)
Lig TV muhabiri Pınar Argun soruyor; "Emre Belözoğlu, Galatasaray ile bütünleşmiş bir isim. Şimdi Fenerbahçe'de. Günün birinde aynı şeyleri sen de yaşayabilir misin?"
Oha! Çüş! Yuh! Neler oluyor? Kalbimize inmesin! Ne yapıyor bu kulüp? Alıştırarak söyleseydiniz bari. Heyecanım geçsin hele bir, sonra ayrıntı veririz.
Görmemişlik denizinin sularına öyle bir kaptırmışız ki kendimizi akıntıdan kurtulabilmek ne mümkün! Hatırlarsınız, geçen sezon başında ne büyük umutlarla getirilmişti Lincoln. Uzun zamandır okkalı bir 10 numara hasreti çeken taraftarın yüreğinde ilk defa umut çiçekleri filizlenmişti. Tabii olarak diğer futbolculardan biraz daha fazla ilgi gördü. Her maçtan önce gözler onu aradı. Bir Beşiktaş maçının sabahında kadro dışı kalınca taraftar hemen karalar bağlamaya başlamıştı. Aynı günün akşamı göstermişti ki Galatasaray'da her şey Lincoln değildi. Hiçbir zaman da olmamıştı. Yine taraftar vazgeçmedi Lincoln uğruna şarkılar söylemekten. Koca bir sezon geride bırakıldığında ise Lincoln'ün takımdan alıp götürdükleri takıma verdiklerinden çok daha fazlaydı. Yeni sezonda her şeyin daha iyi olacağına inanıyordu taraftar. Lincoln'den bu kadar kolay vazgeçmek olmazdı.
Galatasarayımızın bu sezonki ilk transferlerinden olan Ferdi, Amsterdam doğumlu. "Futbolcu Fabrikası" Ajax altyapısında 8 yaşındayken giren Ferdi, 2005 yılından beri Süper Lig'de top koşturuyor. Çaykur Rizespor ve Ankaraspor formaları altında çıktığı 50 maçta rakip filelere 14 gol bıraktı.
Yaser Yıldız... 2008/2009 sezonundan itibaren Galatasaray'da top koşturacak. 1988 doğumlu... Geçen yıl Bank Asya Birinci Lig'de Kartalspor forması altında oynadığı 32 maçta 18 gol attı. Genç Milli Takımlarda bugüne kadar 16 maça çıktı. "Hoşgeldin" demekten başka söz düşmüyor bize. Kariyerin güzel olsun Yaser.
Ne güzel kaptanımızdın sen Paidar abi. Voleybol hakkında az buçuk bir şeyler biliyorsam eğer senin sayendedir. Amatörlük ve profesyonellik kavramlarının tartışma konusu olduğu şu günlerden aramızdan ayrılışının 2'nci yılında saygı ve özlemle anıyoruz seni. Kalbinde Galatasaray sevgisinden başka bir şey taşımayan adam, özledik seni!