Hakkı Yeten'e "Baba Hakkı" demek Galatasaraylılık,Ali Sami Yen'e küfür etmek Beşiktaşlılık'tır.
Beşiktaşlı duruşu budur!
Bu site tamamen Galatasaray hakkında sizlere bilgi sunma amaçlı yapılmıştır. O yüzden video ya da ses dosyası gibi şeyler arıyorsanız şimdiden siteyi terketmeniz rica edilir. Beklentileri yüksek tutmak gibi bir niyetim yok. Sadece kişisel tatmin benimkisi.
Hakkı Yeten'e "Baba Hakkı" demek Galatasaraylılık,
Şimdi Mustafa Denizli diyor ki: "Hedeflediğimizden 4 puan fazla kaybettik. Fakat aradaki puan farkını 9 değil, 6 olarak görüyoruz." Şimdi de kurt hocanın söylediklerini tercüme edelim. Denizli aslında demek istiyor ki: "Biz Beşiktaş'ız... Geçen yılın şampiyonuyuz ve bu sezonun ilk beş haftasında toplam 10 puan kazanmayı hedefliyorduk. Evet, büyük takım olarak biz puan hesabı yapıyoruz. Galatasaray'ın ise İnönü'de zaten kazanacağına ihtimal vermiyorum." Budur herhalde özeti.
2001 yılının mart ayının son günleriydi sanırım. Galatasaray Ali Sami Yen'de Beşiktaş ile lig maçına çıkacak, bu maçtan 3 gün sonra da Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk karşılaşması için Real Madrid'i ağırlayacaktı. Hafife alınacak bir durum yoktu. Rakip Real Madrid en iyi dönemini yaşıyordu. İşin ucunda Şampiyonlar Ligi vardı ve zaten fedakarlık yapan Galatasaray aynı düşünceyi ülke içindeki rakiplerinden de bekliyordu. Bu vesileyle Beşiktaş maçının ertelenmesi istenmiş, başta rakip Beşiktaş olmak üzere Fenerbahçe de bu maçın ertelenmesine karşı çıkmıştı. Sonrası malum... Galatasaray önce Beşiktaş'ı sonra da Real Madrid'i devirdi.
Çok değil, bundan sadece 4-5 sene öncesine kadar Galatasaray ile Beşiktaş'ı karşı karşıya getirecek maçlar taraftarlar arasında günler önceden konuşulmaya, tartışılmaya başlanırdı. İddialara girilir, maç saatinde bulunulacak ve kadehlerin her iki takımın şerefine kaldırılacağı mekan konuşulurdu. Adı üzerindeydi aslında, derbi diye çağırıyorduk biz bunu. Ülkenin en büyük üç camiasından ikisinin futbol takımları karşı karşıya gelecekti ve tüm bu saydıklarım haliyle son derece normaldi. Başka bir şey beklenemezdi. Fakat geldiğimiz noktada görüyoruz ki işler hiç de eskisi gibi değil artık... Fenerbahçeli arkadaşlarımızla yaptığımız gibi günler öncesinden Beşiktaşlı arkadaşlarımızla önümüzdeki maçın muhabbetini yapamıyoruz mesela. Çünkü hangi arkadaşımın kapısını çalsam bir iskenderine dahi iddiaya girecek kadar güvenmiyorlar takımlarına. Tüm bunları geçtim, yenilgiyi kabullenmişliğin getirdiği muhabbeti defetme huyları var artık. Bunda suç kimde peki? Eğer ki Ali Sami Yen Stadyumu'na konuk olarak gelmiş ezeli rakibimizin taraftarları ile beraber "Kartal Gol Gol Gol"ü karşılıklı olarak söylüyorsak ve onlar da bunu metanetle karşılayabiliyorlarsa, hayır, suç kesinlikle onlarda değil; onları bu konuma getirende.
Playoff çeyrek finalinde Ceyhan Belediyesi'ni geçeren yarı finalde Beşiktaş Cola Turka ile eşleşen bayan basketbol takımımız rakibiyle Ayhan Şahenk'te yaptığı ilk maçtan 77-48 galip ayrılarak 1-1 başlayan seride durumu 2-1 lehine çevirdi. İlk yarısı da 38-25 üstünlüğümüz ile tamamlanan maçta, Işıl Alben 21 sayı 8 ribaund ve 2 asistlik bir performans ortaya koyup galibiyette büyük pay sahibi oldu. Serinin ikinci maçı 26 Nisan Cumartesi günü Beşiktaş Akatlar Arena'da oynanacak. Galatasaray'ımız bu maçtan da galip ayrıldığı takdirde ismini finale yazdıracak.
"Kasım 1999'da Avrupa'da bahisçiler Galatasaray'ın 2000 UEFA Kupası'nı alma ihtimalini 1'e 250 olarak hesapladı. Ama burada, Türkiye'de, kimileri için tek bir ihtimal vardı"... Galatasaray futbol takımı 1999 yılında çıktığı 17 maçlık uzun maratonun sonunda Avrupa futbolunun en büyük ikinci kupası olan UEFA Kupası'nı kaldırmadan önce bırakın Avrupa'yı, kendi içimizde bile bu ihtimali veren yoktu belki de bu başarıya. Ancak 17 Mayıs 2000 akşamı Galatasaray futbol takımı Parken Stadyumu'na, çıktığı her turda favori gösterilen rakiplerini elemiş olarak bulunuyordu. O maçta da favori değildi Galatasaray. Karşıdaki takım Arsenal'di ne de olsa. İsmi vardı bir kere. Ama Arsenal sahip olduğu ismi kurulduğu an mı kazanmıştı? İsmini duyurmanın yolu başarıdan geçerdi ve bunun için tüm şartlar hazırdı. Galatasaray futbol takımı Arsenal'i mağlup edip Avrupa'nın 2 numaralı kupasını kaldırmayı başarmıştı.
Süper Lig'in 24. haftasının derbi mücadelesinde geride bıraktığımız pazar gecesi İnönü Stadyumu'nda Beşiktaş'ın konuğu olduk. Fenerbahçe'nin ısrarla liderliği istemediği haftada biz de kazanmak için hiçbir şey ortaya koyamadık. Takım çarşambadan kalmaydı. Bu futbolcularımızın halinden belliydi. Baştan sona dostane geçen maçta rakibimize tek golle mağlup olduk ve liderliği kaybettik. Beşiktaş bu sonuçla 4 senelik bir aranın ardından ilk kez liderlik koltuğuna kuruldu. Uzun sürmez!
Bu sezon BEKO Basketbol Ligi'nde deplasmanda oynadığı maçlardan galibiyetle dönmeyi başaramayan Galatasarayımız dün zorlu maçlar serisinin ilki olan Beşiktaş deplasmanındaydı. ULEB Cup'da kendi evimizde aldığımız yenilgiyle bozulan moraller ve dolayısıyla takımın üzerinde oluşan baskı en büyük handikapımızdı maç öncesinde. Akatlar Spor Komleksi'ni tıka basa doldurmuş Beşiktaş taraftarı ve ULEB Cup'ta 3'te 3 yapıp, ligin son haftasında da Efes Pilsen'i mağlup etmeyi başarmış Beşiktaş takımı karşısına taraftar desteğinden yoksun çıkan Aslanlarımız'ın tek dayanağı galibiyete olan inançlarıydı. Sezon başından beri ne yapsa kimseye yaranamayan Galatasaray'ın "zor maçlardaki" performansı bazıları tarafından merakla bekleniyordu. Çünkü onlara göre Galatasaray henüz zorlu bir maç yapmamıştı. Ligde geldiği nokta olsa olsa tesadüftü.
Pankreas kanseri şüphesiyle haftaiçinde 8,5 saatlik bir ameliyat geçiren başkan Canaydın... Ayhan, Okan, Sabri ve Hasan Şaş gibi takımımızın önemli oyuncularının ciddi sakatlıkları... 12.adamın eksikliği... Maç sabahı teknik direktör Feldkamp'ın kamptaki disiplinsiz hareketleri yüzünden Hakan Şükür ve Lincoln'ü 18 kişilik maç kadrosuna dahil etmeyişi...
Galatasarayımız ise sahaya "Başkanım Sizinle Her Şeye Varız Biz" pankartıyla çıkarken stadyumda ise Kayahan'ın Seninle Her Şeye Varım Ben parçası çalıyordu. Sanki olumsuzlukların ilk halkası bununla yok olmuştu. Sahada mücadele edecek olan takım da bunun devamını getirecekti. Takımdan bahsetmişken unutmadan sahaya çıkan ilk onbiri de sayayım ki tam olsun, di mi? Galatasarayımız maça kalede Orkun; savunmada Volkan, Song, Servet ve Uğur; orta alanda Hakan Balta, Linderoth, Arda ve Barış; forvette ise Ümit Karan ve Nonda onbiri ile başladı. Kadronun eksik oluşu ya da rüzgârın hep yüzümüze yüzümüze esiyor oluşu pek etkilemedi Aslanlarımız'ı. Karşılaşmanın ilk ciddi pozisyonunu 8'inci dakikada Nonda ile yakaladık. Sol kanattan Arda'nın ortasına kafayı zor da olsa vuran Nonda'nın bu şutu az farkla auta çıktı. Savunmamızın son derece dikkatli oluşu ve rakip yarı alanda başlayan pres Beşiktaş'ı zora soktu ve rakibimiz arka arkaya iki pas yapamaz duruma geldi. 23'üncü dakikada Arda'nın rakip ceza sahası içindeki presi takımımıza korner kazandırdı. Arda'nın kullandığı korner atışında kaleci Hakan Arıkan altıpas içinde topu ıskalayınca Hakan Balta affetmedi: 1-0. Maçın bundan sonraki dakikaları takımımızın kontrolünde geçti. Tam devre arasına 1-0'lık skorla gideceğimizi düşünürken maçın kilit noktalarından biri o dakikada yaşandı. Söz konusu dakikada Beşiktaş savunmasını üçe bir yakaladık. Ancak Ümit Karan sol kanattaki Arda'yı göremeyince kaptırılan top kalemize doğru hızlı bir hücumun başlangıcı oldu. Ceza sahamıza gelen uzun topu kalecimiz Orkun çıkıp almak yerine beklemeyi seçince Rodrigo Tello şık bir vuruşla skora eşitliği getirdi ve devre arasına 1-1'lik skorla gidildi.
Peki maç sonunda neler oldu? Bir kere maçına başlama düdüğüne kadar çeneleri durmayan bazı Beşiktaşlılar susmuş oldu. Aslında susmadılar. İlk goldeki korner ve ikinci goldeki penaltı kararını tartışmaya başladılar. Türkiye'deki derbilerde verilen istisnasız her karar tartışma konusu olduğu için pek fazla üzerinde de durmamak lâzım hani. Zaten bu konudaki en aklı başında yorum bir dediği ötekini tutmayan Beşiktaş teknik direktörü Ertuğrul Sağlam'dan geldi: "Bazı kişiler 'hakem aut olan topu korner verdi. Penaltı olmayan pozisyonu penaltı verdi' diyebilirler. Ama biz bunun arkasına sığınmayacağız. Futbol adına doğruları neden sahaya yansıtamadık, bunları bulmak zorundayız. Önümüzde çok yakın zamanda camiamız açısından önemli bir maç var. Bu maçı bir kenara bırakıp Porto karşılaşmasını düşünmek zorundayız. O maçta alacağımız 3 puan, bu maçın olumsuzluğunu üzerimizden atacaktır. Rakibimizi kutluyorum. Kazanmayı bizden daha fazla istediler"! Aslında bu maç hakkında konuşulacak tek konu maçın tartışmasız tek 10 numarası olan Kalli'dir. Sabah saatlerinde aldığı kararla beni ve birçok Galatasaraylı'yı hayalkırıklığına uğratmış olsa da ilkelerinden taviz vermeyen duruşu, diğer tarafın aksine hafta boyunca "Normal bir maç" diyerek havayı yumuşatmaya çalışması, tüm olumsuzluklara karşın takımı maça çok iyi hazırlaması ve bunların sonucunda kritik Sion maçı öncesindeki bu önemli zaferin kazanılması.
Ligin büyük ölçüde şekillenmesini sağlayacak olan Galatasaray - Beşiktaş derbisine artık saatler kaldı. Madde madde son gelişmelere bir göz atalım:
Cumartesi günü Ali Sami Yen'de oynanacak olan Galatasaray - Beşiktaş derbisi öncesinde bazılarına oturdukları koltuk dar gelmeye başladı sanırım. Öyle ki çok fazla kıpırtı sesleri gelmeye başladı. Koltuk kaşındırıyor olmasın.