metin oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metin oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2008 Cuma

Benzemez Kimse Sana!

12 Eylül 2008 Cuma

Hani Eski Bir Resme Bakarken...

...hani yılları sayar da insan
hani gözleri dolar ya birden
işte öyle bir şey...


13 Eylül 1991... Onsuz geçen 17'nci yıl!
Her zaman olduğun yerdesin... Kalbimizdesin!

11 Eylül 2008 Perşembe

10 Temmuz 2008 Perşembe

7 Fark?

Fark mı? Çok olsa benzerlik...













19 Aralık 2007 Çarşamba

Kral Hapse, Tacı Sahte Krala

Galatasaray stadyumunun temeli atıldı diye sevinçten taraftara sırtında Metin Oktay yazan 20 bin forması dağıtılmış. Çok sevindirici, keşke bir tane de benim olsaydı. Bir televizyon kanalında Can Bartu da bu sevince ortak oldu, bu jesti akıl edenleri kutladı. Metin Oktay'ı anarken gözleri doldu, sesi titredi. Bartu ki mağrurdur, kendinden başkasını beğenmez ama Metin Oktay hariç.
Geçenlerde onu böyle "hariç" kılan, onu böyle efsanelere karan bir göstergeye daha rastladım. Meğer Metin Oktay "sekiz gün eksik askerlik yaptığı" gerekçesiyle 45 gün hapsedilmiş. Efsane topçu İzmir'de İkici Lig Gol Kralı olduğu 1955'te beş yıllığına bir Chevrolet otomobil karşılığında Galatasaray'a transfer olmuştu. 1959'da ise Fenerbahçe ağlarını "yırtan" golünü atmıştı.
Askerdeyken özel izinlerle maçlara çıkıyordu. Ancak maçta olduğu gün askerliğine sayılmıyordu. Yani maç için izin aldığı gün askerliğine ilave ediliyordu. Böyle sekiz izin kullandı, sonra da terhis olup askerliğini tamamladı. 1960'da Metin Oktay bu sekiz gün için aranmaya başlandı. Bunu ilk haber alan gazeteci Halit Çapın olmuştu. 14 Eylül 1960'da Milliyet gazetesi birinci sayfadan haberi şöyle duyurdu: "Polis ve savcının aradığı 40 bin kişi tarafından alkışlanıyor, golleri atıyor ama bir türlü yakalanamıyor. Oysa asker kaçağı Metin Oktay, bugün sahaya çıkıyor." Bu haber üzerine Metin Oktay ertesi gün maça çıkamadı, tutuklanıp cezaevine kondu.
Toptaşı ve Paşakapı cezaevlerinde 45 gün yatan Metin Oktay, daha sonra sekiz günlük askerlik borcunu ödemek üzere İzmir'deki birliğine teslim edildi.
Onun Toptaşı günlerini Memet Fuat "Tribünden Palavra Anılar" adlı kitabında şöyle anlatır: "Bir haber dolaştı: Metin Oktay Toptaşı Cezaevi'ndeymiş. Hep birlikte onu ziyarete gidecekmişiz. Araba vapuru iskeleye yanaşınca, bağrış çağrış çıkıp çarşının içinde Ahmediye'ye doğru başladık yürümeye başladık, bayağı bir gösteri yürüyüşü. Bu kez pencerelerden sarkıyor insanlar. Onların ilgilendiğini görünce, büsbütün şımarıp inletiyoruz ortalığı: Metin! Metin! Toptaşı'na ulaştığımızda sokaklara zor sığıyoruz. Bu nasıl bir sevgi!"
Metin Oktay'ın ne zaman adı geçse Bartu gibi benim de gönlümün bam teli sızlar. Bu nedensiz değil. Ona ömrünün son günlerinde çok ayıplar edildi. Ama o nasıl sekiz günlük askerlik borcunu gıkını çıkarmadan 45 gün ceza yatarak ödemişse, bu saldırılar karşısında da vakur ve tenezzülsüz tavrını sürdürmeyi bilmişti.
Onun asaletine iki örnek daha vereyim: 1968-69 sezonunda 17 golle krallık tacına Göztepeli Fevzi Zemzem de ortaktı. Ancak Fevzi, centilmenliğin hasını göstererek, tacı Metin Oktay'a bırakmıştı. Kral bu tacı, bir sezonda 38 gol atarak çoktan hak etmişti. Yıllar sonra Tanju Çolak bu rekoru, Yusuf'un altı pas içinde, kendi atacakken ikram ettiği, düpedüz 'şike' bir golle kırdı.
Maalesef bu konuda basından mânâlı tek tepki, "Metin olsaydı o golü atmazdı" diyen Rauf Tamer'den gelmişti. O sıralar TRT'de çalışan Ali Kırca ise, hemen bir taç devir-teslim töreni düzenleyerek, Kralı tacıyla birlikte Ankara'da canlı yayına davet etmişti. Kral, güya yeni krala tacını devredecekti. Metin Oktay, bu rolü içine sindiremedi ama kibarlık icabı geri de çeviremedi. Kendi gitmeyip tacı kargoyla Ankara'ya yolladı. Ali Kırca'nın bu reyting işgüzarlığı yüzünden Kralın tacı sahte kralın elinde kaldı.
Metin Oktay'a yapılan bir başka ayıpsa, Galatasaray'ın Florya tesislerine dikilen güya heykelidir: Kral elinde bir topla öyle hazır-ol'da, ruhsuz bir ifadeyle kazık gibi dikiliyor. Ayrıca küçücük. Oysa öyle mi olmalıydı! Taraftarın gönlünde, onun havada süzülerek çaktığı meşhur volesinin heykeli var. Fondaysa "yırtılmış fileler"...


Ümit BAYAZOĞLU
KAYNAK: http://www.ntvspor.net/pages/18147.ASP

13 Eylül 2007 Perşembe

Metin Oktay Yaşıyor!

13 Eylül 1991. Ecelin Taçsız Kralımız'ı yanına aldığı gün. Galatasaraylılar'ın ve Türkiye'nin kadere isyan günü. Şimdi aradan tam 16 sene geçmiş.
Hakkında neler söylenmiyor ki? Daha geçtiğimiz günlerde kendisinin aslında büyük bir Fenerbahçeli olduğu dahi ortaya atıldı. Kıskançlıklarına vermek gerek. Oysa ki Metin Oktay değil miydi "Bizi sevenlere ihanet etmeyelim baba" diyerek suyun öteki tarafına geçmeyi reddeden. Kendisi değil miydi "Sarı-kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım. Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım" diyen. Kendisi başka söze hacet bırakmış mıdır?
Galatasaray formasını terletmiş başka herhangi bir futbolcu için bunu söyleseniz koymazdı herhalde kimseye. Çünkü bu taraftar o kadar çok "kendisini sevenlere ihanet eden" gördü ki, boşuna değildir ölümünden 15 sene sonra dahi Ali Sami Yen tribünlerinde Metin Oktay adının haykırılması.
Düşünebiliyor musunuz, öyle bir futbolcu ki kendisini seyredemeyenler tarafından bile deli gibi özleniyor. Az önce de dedim ya, dünyanın başka hiçbir yerinde böyle bir olaya rastlayamazsınız. Evet, Metin Oktay yaşıyor! Eğer ki hâlâ Galatasaray taraftarı onun adına şarkılar besteleyip, inletiyorsa Ali Sami Yen'i vardır herhalde bir bildikleri, değil mi? Peki bildiklerimizi öğrenmek isteyenler nereye mi bakmalı? O meşhur fotoğrafında Galatasaray armasının olduğu yerin hemen altına, elini koyduğu yere...

TAÇSIZ KRAL METİN OKTAY
TEK AŞKIYDI GALATASARAY
SENİN GİBİ CİMBOMLU'YU
UNUTUR MU BU TARAFTAR!

12 Eylül 2007 Çarşamba

Taçsız Kral Formaları Satışta

Kendimi Galatasaray Store gibi hissetmeye başladım ama bunu yazmazsam heyecanımı yatıştıramayacağım sanırım. Birkaç yazı geride klasik parçalı Metin Oktay formalarının yolda olduğunu belirtmiştim. Bugün beklenen resmi açıklama yapıldı ve Metin Oktay formalarının yurt genelindeki tüm Galatasaray Storelar'da satışa sunulduğu açıklandı. Üstelik forma dışında iki farklı Metin Oktay t-shirtü de 35'er YTL ödendiği taktirde elde edilebilecek. Sadece Metin Oktay forması almak isteyenler ise 50 YTL'ye bu değerli formaya sahip olabilecekler. Bir başka Galatasaray Store bülteninde görüşmek dileğimle... Esen kalın!

6 Eylül 2007 Perşembe

Metin Oktay Formaları Yolda


Galatasaray taraftarının heyecanla beklediği haber dün akşam GS Store müdürü tarafından açıklandı. Kendisinin belirttiğine göre Metin Oktay'ın formaları, Kral'ın ölüm yıldönümüne yetiştirilmeye çalışılıyormuş. Bu da 13 eylüle tekabül ediyor ki heyecan katsayımız artıyor. Geç kalmış bu uygulamayı kutlamaktan başka bir şey de düşmüyor bize. Çıksa da alsak artık!

26 Aralık 2006 Salı

Taçsız Kral

Onu hiç görmedim, cızırtılı bantlardan kalma nostalji kayıtlarını saymazsak tabii. Aramızdan ayrıldığında henüz 5 yaşındaydım, dünyanın ve hatta futbolun pek bir anlamı yoktu benim için o zamanlar. “Sadece hangi takımlısın?” diye soranlara “Ben Gassaraylı’yım!” diyerek cevap veriyormuşum, o kadar. Sorsalar nedenini de bilmezdim belki de ya da çok bilmiş Türk çocuğu modunda cevap olarak “Babam öyle istiyor” yanıtını verip, pası babama atabilirdim. Belki de yapmışımdır bunu, kimbilir? Aradan birkaç yıl geçtikten sonra kendimi maç izleyen babamı gözlerken buluyorum. Televizyonun karşısında kendini yiyip bitiriyor. Ekrana bakıyorum bizim takım bir topun peşinden deliler gibi koşturuyor. Renklerinden tanıyorum bizim takım olduğunu da, hani küçüklüğümden beri üstümden sarı ve kırmızı hiç ayrılmadığından. O gün babam alıyor beni de yanına ve o an başlıyor anlatmaya. Ekranda maç var ama sadece o gün için bekleyebilir belki de. Babama göre artık Galatasaraylılığın sadece sıradan bir kelime olmadığını öğrenme zamanım gelmişti ve bu yüzden ekrandaki maç bekleyebilirdi.
Anlatılanlara göre dedem zamanının en koyu Fenerbahçeliler’inden biriymiş. Babam ise birçok Galatasaraylı ile aynı sebepten dolayı dedemin tüm ısrarlarına karşı koyarak Galatasaraylı olmaya karar vermiş. Babamı çark ettiren ne miymiş? Sırt numarası “10“ olan Galatasaraylı bir futbolcu. “Bir oyuncu nasıl bir insanın ömrü boyunca tutacağı takımı belirlemesinde etken olur ki?” zamanında bu soruyu soruyordum kendime. Günümüzde yeşil zeminler üzerinde top koşturan ve futbol yaşantıları boyunca on tane takım değiştirip her gittikleri takımda “Ben doğuştan x takımlıyım”, “Benim babam da bu şehrin evladı”, “Kalbimin bir tarafı aslında hep y takımı için çarpıyordu” gibi klişeleşmiş laflar eden futbolcuları gördükçe ve onları dönemin şanslı Galatasaraylıları’nın ve futbolseverlerinin izleme şansı bulduğu Metin Oktay’la karşılaştırınca, artık “Neden olmasın ki?” diyerek cevaplıyorum kendi sorumu.
Birçok fanatik taraftarın aksine kulüpler için kupalardan, madalyalardan ya da her türlü başarıdan daha önemli değerler vardır benim nazarımda. Öyle ki Galatasaraylılar için her ne kadar UEFA Kupası ve Süper Kupa gibi başarılar en üst seviyede gurur kaynağı olsa da, bir Metin Oktay’ı düşününce onun gibi bir sembolün aslında, ne UEFA Kupası ne de Süper Kupa’dan daha az değerli olduğunu düşünüyorum. Bir kulüp için sembol olmak, bayrak adam sıfatı taşımak birkaç senede elde edilebilecek bir paye değildir. Kupalar, başarılar her zaman elde edilebilir ama günümüzde bazı değerlere ulaşmak hiç de kolay değildir.
İşte Metin Oktay, Galatasaray’ın ve Türk futbolunun hem efendiliğiyle hem de oynadığı futbol ve attığı gollerle bir numaralı efsanesidir. Futbola başladığı Damlacıkspor’dan Galatasaray’a uzanan yolculuğunda prensiplerinden hiç ödün vermemiştir. Tüm olumsuz şartlara rağmen bir adım dahi geriye gitmemiş, daima kendini geliştirmeyi bilmiştir. Türk futbolunda profesyonelliğin ilk tohumları onun sayesinde atılmıştır. Futbolculuğu sırasında kırılmadık rekor bırakmamıştır. Bunlardan biri 38 gol ile bir sezonda en fazla gol atma rekorudur. Bu rekor daha sonraları kırılmıştır, ancak oynanan maç sayıları ve rekoru kıran oyuncunun attığı şaibeli golü düşünürsek rekoru hâlâ Metin Oktay’ın elinde olarak varsayabiliriz. Söz konusu otuz dokuzuncu golü Metin Oktay olsa rekoru kırmak için atar mıydı? Hiç sanmıyorum.
Metin Oktay futbolculuğu kadar insanlığıyla da adından söz ettirmiş bir futbolcu. Fenerbahçe ağlarını yırttan golünden sonra sırf rakip takım utanmasın diye maç bitiminde yırtılan yere koyduğu şemsiye, Fenerbahçe’nin “fiyatı sen yaz” diyerek uzattığı mukaveleyi “Bizi sevenlere ihanet etmeyelim” diyerek geri çevirmesi, futbol yaşantısı boyunca gördüğü tek kırmızı kartın ardından küfür yediği tribünlerin önüne gidip de beline kadar eğilip selam vermesi, karısının “Ben mi Galatasaray mı?” restini reddedip “Ben zaten Galatasaray ile evliyim” diyerek görmesi, bir maçtan sonra kendisine maç boyunca nefes dahi aldırmayan 18 yaşındaki bir savunma oyuncusunun yanına gelip, fotoğraf çektirme talebini “Asıl ben seninle fotoğraf çektirmek istiyorum, çünkü bu maçın kahramanı sensin” diyerek yanıtlaması onun ne kadar iyi bir Galatasaraylı ve daha da önemlisi insan olduğunun en güzel kanıtıdır.
Babamla oturduğumuz o günü hatırladım yine. Bana tüm bunları anlatırken “acaba” dedim kendi kendime, “Acaba kulübüne böylesine sadık başka bir insan olabilir mi yeryüzünde”. Hayatı boyunca yediği tek kırmızı kart sonrasında “Ben taraftarların yüzüne artık nasıl bakarım” diye yaptığından utanan bir oyuncuyu dünyanın başka neresinde görebilirsiniz ki? Metin Oktay bir efsanedir. Günümüzde dünyanın hangi stadyumunda ölümünün üzerinden 15 yıl geçtikten sonra bile tribünlerde on binler tarafından adı haykırılan bir futbolcu görebilirsiniz ki? Göremezsiniz, çünkü bu onur sadece Galatasaraylılar’a aittir. Galatasaray terbiyesini almış, Galatasaraylılığı yüreğinde hisseden insanlar naildir bu gurura. Yıllardır “Taçsız Kral”ları uğruna yaptıkları besteyi söylüyorsa Galatasaray taraftarı, bırakın söylesinler. Bırakın, tek aşkına yıllarını veren ve ölürken dahi üzerinden sarı ile kırmızıyı eksik etmeyen Kralları’nı hakettiği şekilde ansınlar. Metin Oktay bir kulübün sembolü olmak için gereken kriterlerin hepsini yerine getirmiştir ve bunu bugün Galatasaray’ın Florya’daki tesislerinde görebilirsiniz, Ali Sami Yen’de görebilirsiniz ve dahası en açık şekilde Türk futbol tarihine göz gezdirirseniz görebilirsiniz.
Babam Metin Oktay’ın Galatasaray’daki son maçıyla bitiriyor anlattıklarını. O sırada ekrana bakıyoruz, maç bitmiş. Hemen soruyorum “Bir gün Metin Oktay’la tanışıp ona teşekkür edebilir miyim?” diye. “Niye ki?” diyor babam. Ardından da ekliyor; “Şans trenin birkaç sene önce kalktı oğlum!” diye. İşte o an hiç az önce dinlediklerim dışında hiçbir şey bilmediğim bu adam için gözümden akan iki damla yaşı farkettim. Babam gururla gülümsedi ve “İşte Galatasaraylılık budur” dedi. Ona göre artık gerçek bir Galatasaraylı’ydım. Metin Oktay’ın o an yaşamadığı gerçeğiyle yüzleşmiştim. Bir gün ona ulaşıp, babamı Galatasaraylı yaptığı dolayısıyla beni de Galatasaraylı yaptığı için teşekkür edemeyecektim. O gece yatağa girdiğimde Metin Oktay gibi bir Galatasaraylı olmak için yemin ettim kendi kendime. Bir Metin Oktay ölürdü, binlercesi yaşamaya devam ederdi. Aradan geçen yıllarla birlikte serpildim, büyüdüm. Maçları televizyonda değil mabedimiz Ali Sami Yen’de izlemeye başladım. Tanımadığım binlerce kişiyle kardeş oldum, omuz omuza girdim. O anlarda aklıma hep onu getirdim. Çünkü benim nazarımda Galatasaray denince akla gelen ilk isim oydu. Ali Sami Yen’deki her maçta onun tohumlarını attığı Galatasaraylılık ağacının bir dalı olmaktan gurur duydum. Ve en önemlisi her maçta onun da bizimle birlikte orada olduğunu hissettim. Eee ne demişti Haldun Taner; “Ölürse ten ölür, canlar ölesi değildir”!