Suffisamment
-
Yeterli zaman varsa, her şeyi görebilirsin.
Hınzır bir gülümsemeyle değil şaşırtmayan bir kaderin cilvesiyle.
Olacağına varırlara hep vardık. Orada vard...
1 hafta önce
Bu site tamamen Galatasaray hakkında sizlere bilgi sunma amaçlı yapılmıştır. O yüzden video ya da ses dosyası gibi şeyler arıyorsanız şimdiden siteyi terketmeniz rica edilir. Beklentileri yüksek tutmak gibi bir niyetim yok. Sadece kişisel tatmin benimkisi.
Onu hiç görmedim, cızırtılı bantlardan kalma nostalji kayıtlarını saymazsak tabii. Aramızdan ayrıldığında henüz 5 yaşındaydım, dünyanın ve hatta futbolun pek bir anlamı yoktu benim için o zamanlar. “Sadece hangi takımlısın?” diye soranlara “Ben Gassaraylı’yım!” diyerek cevap veriyormuşum, o kadar. Sorsalar nedenini de bilmezdim belki de ya da çok bilmiş Türk çocuğu modunda cevap olarak “Babam öyle istiyor” yanıtını verip, pası babama atabilirdim. Belki de yapmışımdır bunu, kimbilir? Aradan birkaç yıl geçtikten sonra kendimi maç izleyen babamı gözlerken buluyorum. Televizyonun karşısında kendini yiyip bitiriyor. Ekrana bakıyorum bizim takım bir topun peşinden deliler gibi koşturuyor. Renklerinden tanıyorum bizim takım olduğunu da, hani küçüklüğümden beri üstümden sarı ve kırmızı hiç ayrılmadığından. O gün babam alıyor beni de yanına ve o an başlıyor anlatmaya. Ekranda maç var ama sadece o gün için bekleyebilir belki de. Babama göre artık Galatasaraylılığın sadece sıradan bir kelime olmadığını öğrenme zamanım gelmişti ve bu yüzden ekrandaki maç bekleyebilirdi.
Toplumun farklı sosyal ve ekonomik katmanlarından gelen, farklı eğitimler, farklı terbiyeler almış, olayları ve gerçekleri değerlendiriş biçimi birbirinden farklı milyonlarca insanın tuttuğu takımın, milyonlarca farklı insanın bir araya gelerek oluşturduğu camianın karakterinden bahsetmek boştur. Asılsız ve temelsizdir, havaya sallanan genellemelerdir. Aslında bütün futbol kulüpleri aynıdır. Mıdır? Adını hatırlamadığım bir yazar abinin çok iyi hatırladığım bir sözü var: “Objektif olacaksam niye takım tutuyorum?”
Bir tarafta hakem kararları sürekli lehine işleyen, elle oynamalarına; hatta elle gol atmalarına dahi ses çıkarılmayan, futbolcuları para içinde yüzen, milyon dolarlara satın alınmalarına rağmen top oynamaktan başka herşeyi yapan futbolculara sahip olan ve böylesine rahat şartlar altında şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe; diğer tarafta ise hakem kararları daima alehine işleyen, puan bırakması için üzerinde her türlü oyun oynanan, penaltıları çalınmayan, futbolcularına aylardır para ödeyemeyen, bu durumda bile taraftarını maddi ve manevi yanında hisseden, dünya üzerinde belki de hiçbir kulüpte görülemeyecek birlik, beraberlik, dayanışma, inanç ve en önemlisi “ruha” sahip olan Galatasaray. İşte bu Galatasaray böylesine “adil” şartlar altında ligde zirveyi kovalıyor ya da şu sıralar sadece kovalamasına izin veriliyor.
Futbol! Dünyada bu yüzyılda spordan çok bir sektör durumunda ve bu sektörde Türkiye de bir yere sahip. Geçen yıllarda Türk futbolu dünyada çok da iyi bir konumda değildi ve yurtdışı serüvenleri büyük bir ihtimalle erken bir hüsranla son buluyordu. Ama 21.Yüzyıla yaklaşılırken her şeyin tersine döndüğü gibi, Türk futbolunun talihsiz gidişatı da tersine döndü. Türk futbolu artık kendi içine kapanık değildi. Galatasarayımız’ın öncülüğü ile başlayan Avrupa maceramız Fenerbahçe, Beşiktaş ve Anadolu’nun güzide kulüplerinin de katılımıyla güç buldu. Ancak burada kalıcı olan her zamanki gibi daima Galatasarayımız oldu.
Bacak kadar çocuktuk. Alnımızdan terler boşalır, arka arazide akşama kadar top oynardık. Soğuk su içer, boğazımızı şişirirdik. Taşlarla kurduğumuz kale yerine başka mahallelerdeki inşaatlardan aşırdığımız tahtalarla kale direkleri inşa etmiştik sahamızda. Eh tabii, hepimiz bacak kadar boyumuza rağmen ahkam kesmeye bayılırdık. Bıyıkları terlemeye başlayan çok bilmiş Türk çocuklarıydık, çok iyi bilirdik futbolu; doğuştan! Her maçtan önce dönemin ünlü futbolcularından isim belirlerdik kendimize. Herkeste bir hücum oyuncusu ismi seçme hastalığı varken ben hep Bülent Korkmaz’ı seçerdim kendime, her ne kadar hücumdan savunmaya hiç dönmeyecek olsam da.